DASK olmadan elektrik aboneliği olur mu ?

Nedye

Global Mod
Mod
DASK Olmadan Elektrik Aboneliği Olur mu? Güncel Kurallar, İstisnalar ve Gerçek Hayattaki Uygulamalar

DASK Olmadan Elektrik Aboneliği Olur mu? Asıl Mesele Nerede Başlıyor?

Bir ev kiralarken ya da yeni bir eve taşınırken insanın aklına gelen en pratik sorulardan biri şu oluyor: “Elektriği üzerime alacağım ama ev sahibinin DASK’ı yoksa ne olacak?” Özellikle taşınma telaşında elektrik aboneliğinin başlatılamaması ciddi bir problem. Birkaç saatlik işlem diye düşünülen süreç, DASK eksikliği nedeniyle uzayabiliyor.

Benim dikkatimi çeken nokta ise şu: İnternette “DASK olmadan elektrik aboneliği yapılabilir” diyen de var, “Kesinlikle mümkün değil” diyen de. Aslında iki tarafın da bazı durumlarda haklı olmasının nedeni, her taşınmazın DASK kapsamına aynı şekilde girmemesi.

Bu yüzden konuyu sadece “olur/olmaz” şeklinde ele almak yerine; konut, iş yeri, kiracı, ev sahibi ve DASK kapsamı dışında kalan yapılar açısından değerlendirmek daha doğru. Üstelik burada insanların deneyimleri de birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Sizde elektrik aboneliği sırasında DASK soruldu mu? Ev sahibi poliçeyi vermediğinde ne yaptınız?

Kısa Cevap: DASK Kapsamındaki Bir Konut İçin Genellikle Hayır

Mevcut mevzuata göre DASK kapsamına giren bina ve bağımsız bölümlerde elektrik aboneliği işlemi sırasında geçerli Zorunlu Deprem Sigortası’nın varlığı kontrol ediliyor.

6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 11. maddesi, DASK kapsamındaki binalar ve bağımsız bölümler için yapılan elektrik ve su aboneliklerinde sigortanın varlığının ilgili kuruluş tarafından kontrol edilmesini öngörüyor. DASK’ın kendi açıklamasına göre bu kontrol, elektrik aboneliğinin hem ilk tesisinde hem de abone değişikliğinde uygulanıyor.

Dolayısıyla standart bir mesken için “DASK yaptırmadan elektrik aboneliğini üzerime alırım” yaklaşımı genel kural açısından doğru değil.

Örneğin kiracı olduğunuzu düşünelim. Ev sahibi “Ben DASK yaptırmadım, sana da poliçe vermiyorum” dediğinde elektrik şirketinin “o zaman aboneliği yine de açalım” demesi beklenmiyor. Fakat burada önemli bir ayrıntı var: DASK’ın açıklamasına göre poliçeyi kiracının yaptırması da mümkün. Bu durumda poliçede malik sigortalı, kiracı ise sigorta ettiren olarak gösterilebiliyor. Ödenen primin malik tarafından karşılanması veya kiradan mahsup edilmesi de mümkün olabiliyor.

Yani kiracının “DASK benim sorumluluğum değil” demesi ile işlemin fiilen nasıl tamamlanacağı birbirinden farklı konular.

Peki Neden Bazen “DASK Olmadan Abonelik Yaptım” Deniyor?

Bence forumlarda yaşanan kafa karışıklığının en önemli nedeni burada.

DASK her bina için zorunlu değil.

6305 sayılı Kanun kapsamında bazı yapılar Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında bırakılmış durumda. Örneğin kamu hizmet binaları, belirli koşulları taşıyan köy yerleşim alanlarındaki yapılar ve tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılan bazı ticari veya sınai binalar DASK kapsamında bulunmuyor.

DASK’ın resmi açıklamasında da tamamen ticari veya sınai amaçlı bazı binalar için elektrik aboneliğinde DASK aranmadığı belirtiliyor. Örneğin iş hanı, iş merkezi, idari hizmet binası ve eğitim merkezi gibi tamamen ticari/sınai kullanım niteliğindeki yapılarda durum konutlardan farklı olabiliyor.

Bu nedenle bir kişinin “DASK olmadan elektrik aboneliği yaptırdım” demesi otomatik olarak mevzuata aykırı bir işlem yapıldığı anlamına gelmiyor. Önce o taşınmazın DASK kapsamında olup olmadığına bakmak gerekiyor.

Konut ile İş Yerini Birbirine Karıştırmamak Gerekiyor

Burada ikinci önemli ayrım kullanım şekli.

Bir apartman dairesinde elektrik aboneliği açtırmak ile tamamen ticari amaçlı bir iş merkezindeki elektrik aboneliğini aynı kategoride değerlendirmek doğru değil.

DASK Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler ile tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi mesken olarak inşa edilmiş binaları kapsam içine alıyor. Ayrıca konut niteliğindeki binaların içindeki bazı büro ve ticari kullanımlı bağımsız bölümler de kanunda ayrıca ele alınıyor.

Dolayısıyla tapuda veya resmi kayıtlarda taşınmazın niteliği önem kazanıyor.

Örneğin “Ben burayı ofis olarak kullanıyorum, dolayısıyla DASK gerekmiyor” demek tek başına yeterli olmayabilir. Yapının tamamının niteliği, bağımsız bölümün hukuki durumu ve ilgili mevzuat kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.

Kiracı Açısından Durum: Ev Sahibi DASK Yaptırmadıysa Ne Olur?

Gerçek hayatta en fazla sorun çıkaran senaryolardan biri bu.

Kiracı taşınırken elektrik aboneliğini kendi adına almak istiyor. Ev sahibi ise yıllardır DASK yaptırmamış. Kiracı açısından bakıldığında ortada garip bir durum var: Taşınmazın sigortasını yaptırma yükümlülüğü esas olarak malik veya intifa hakkı sahibiyle ilgiliyken, elektrik hizmetinden yararlanabilmek için poliçenin varlığı kontrol ediliyor.

DASK’ın resmi açıklamasına göre sigortanın kiracı tarafından yaptırılabilmesi bu sorunu pratik olarak çözebiliyor. Poliçede malik ve kiracı farklı rollerle gösteriliyor.

Bu noktada kiracının masrafı üstlenip üstlenmemesi ise ayrı bir hukuki ve sözleşmesel mesele. Özellikle kira sözleşmesinde sigorta giderleriyle ilgili özel bir düzenleme varsa bunun ayrıca incelenmesi gerekir.

Dolayısıyla “DASK yoksa elektrik açılmaz, yapacak hiçbir şey yok” yaklaşımı kadar, “Kiracı DASK yaptırmak zorunda değil, dolayısıyla abonelik de açılabilir” yaklaşımı da eksik kalıyor.

Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açısını Karşılaştırırken Önemli Bir Ayrım

Bu konu tartışılırken erkeklerin daha objektif, kadınların ise daha duygusal düşündüğü gibi kalıplara başvurmak kolay. Fakat böyle bir ayrım gerçek hayattaki bireysel deneyimleri açıklamak için yeterli değil.

Bir erkek kiracı için mesele gerçekten yalnızca “hangi belge gerekiyor, işlem kaç dakika sürüyor, maliyet ne kadar?” şeklinde yaşanabilir. Başka bir erkek için ise deprem riski, ailesinin güvenliği veya ev sahibinin sorumluluklarını yerine getirip getirmemesi daha önemli olabilir.

Aynı şekilde bir kadın kiracı süreci son derece teknik ve veri odaklı ele alabilir: Poliçe numarası nedir, geçerlilik tarihi ne zaman, hangi kurum kontrol ediyor, masraf kime ait? Başka bir kadın ise özellikle çocuklu bir hanede yaşadığı için “Elektrik açılmazsa birkaç gün nerede kalacağız?” veya “Ev sahibinin eksikliği neden beni mağdur ediyor?” sorularına daha fazla önem verebilir.

Dolayısıyla cinsiyete göre kesin düşünme biçimleri atfetmek yerine, aynı sorunun farklı insanların yaşam koşullarına göre farklı ağırlıklar taşıdığını söylemek daha gerçekçi.

Bence burada asıl karşılaştırma “erkekler şöyle, kadınlar böyle” değil; belge ve maliyet odaklı yaklaşım ile yaşam koşulları ve toplumsal sonuçları dikkate alan yaklaşım arasında yapılmalı.
 
Üst