Emir
New member
Dünyanın Yüzde Kaçı Kulağını Oynatabiliyor? Sandığımızdan Daha İlginç Bir Özellik
Çocukken bir arkadaşım kulağını oynattığında bunun inanılmaz bir yetenek olduğunu düşünürdüm. Hatta “Bunu herkes yapabiliyor da ben mi yapamıyorum?” diye kendi kulağımı dakikalarca oynatmaya çalıştığımı hatırlıyorum. İşin komik tarafı, kulağını oynatabilen birini gördüğümüzde hâlâ çoğumuzun tepkisi aşağı yukarı aynı: “Nasıl yapıyorsun bunu?”
Meğer bu küçük hareketin arkasında oldukça ilginç bir anatomi, evrim hikâyesi ve motor kontrol meselesi varmış.
İnternette “İnsanların yaklaşık yüzde 10'u kulağını oynatabilir” ya da “İnsanların yüzde 20'si bunu yapabilir” gibi birbirinden farklı rakamlar dolaşıyor. Peki hangisi doğru?
Buradaki en önemli nokta şu: Bilimsel çalışmalarda tek bir küresel oran bulunmuyor. Bunun nedeni, “kulağını oynatabilmek” ifadesinin farklı araştırmalarda farklı şekilde tanımlanması. Bir kulağı hafifçe hareket ettirmek başka, iki kulağı belirgin biçimde ve isteyerek hareket ettirmek başka.
Buna rağmen elimizdeki en dikkat çekici çalışmalardan biri, 442 kişi üzerinde yapılan araştırma. Bu çalışmada yaklaşık %22'sinin kulaklardan en az birini hareket ettirebildiği, yaklaşık %18'inin ise iki kulağını aynı anda hareket ettirebildiği bildirildi. PubMed
Dolayısıyla “Dünyanın yüzde kaçı?” sorusuna tek sayı vermek yerine, mevcut araştırmalara dayanarak kabaca her beş kişiden birinin belirli ölçüde kulak hareketi yapabildiğini söylemek daha dürüst olur. Fakat bu, dünya nüfusunun tam olarak %20'sinin bu yeteneğe sahip olduğu anlamına gelmez.
Kulağımızı Aslında Hangi Kaslar Hareket Ettiriyor?
Kulağı hareket ettiren kaslar, kulak kepçesinin çevresindeki auriküler kaslar. Bunlar temel olarak anterior, superior ve posterior auriküler kaslar şeklinde inceleniyor.
İnsanlarda bu kasların işlevi diğer bazı memelilere kıyasla oldukça sınırlı. Bir elektromyografi çalışmasında üç kasın kulak hareketi sırasında birlikte çalıştığı ve hareketin çoğunlukla yukarı ve geriye doğru gerçekleştiği gösterilmiş. İlginç biçimde bu kaslarda gülümseme ve esneme sırasında da elektriksel aktivite tespit edilmiş. PubMed
Burada bence konunun en güzel tarafı ortaya çıkıyor.
Kulağımızı oynatmak aslında “özel bir süper güç” değil. Kasların kendisi çoğumuzda mevcut. Asıl mesele, beynimizin bu kaslar üzerinde ince ve istemli bir kontrol kurup kuramadığı.
Yani kulağını oynatamayan bir insanın kulağında mutlaka “eksik kas” olduğunu düşünmek doğru değil.
Bu, piyano tuşlarına basmak için elimizdeki parmakları kullanmaya benziyor. Kas mevcut olabilir ama beynin o kasa ulaşan motor komutu yeterince hassas olmayabilir.
Peki Neden Bazı İnsanlar Kulağını Oynatabiliyor?
Burada genetik, anatomi, sinir sistemi ve öğrenme kapasitesinin birlikte rol oynadığını düşünmek daha mantıklı.
Kulak yapısının kendisinin genetik bileşeni olduğu konusunda güçlü kanıtlar var. Büyük genom çalışmalarında kulak kepçesinin farklı özellikleriyle ilişkili çok sayıda genetik bölge tespit edildi. 5.000'e yakın Latin Amerikalıyı içeren bir çalışmada kulak çıkıntısı gibi bazı özelliklerin kalıtsallığının %61'e kadar çıkabildiği bildirildi. PubMed Central (PMC)
Daha sonraki ve çok daha geniş araştırmalar da kulak morfolojisinin tek bir gen tarafından belirlenmediğini, çok sayıda genetik faktörün birlikte rol oynadığını gösterdi. Yaklaşık 14.900 kişinin verilerini inceleyen bir GWAS çalışmasında 136 farklı kulak özelliği değerlendirilmiş ve kulak anatomisiyle ilişkili 16 genetik bölge belirlenmiş. PubMed Central (PMC)
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Kulak şeklinin genetik olması, kulağı oynatabilme yeteneğinin de tek bir “kulak oynatma geni” tarafından belirlendiği anlamına gelmiyor.
Bence internetteki en büyük yanlış anlaşılmalardan biri tam olarak bu.
Bir kişinin kulak kaslarının anatomik yapısı, sinir bağlantıları, yüz kaslarıyla koordinasyonu ve motor öğrenme kapasitesi birlikte etkili olabilir.
Kadınlar mı Erkekler mi Daha Çok Kulağını Oynatıyor?
Bu konuda da internette “erkekler daha iyi yapıyor” şeklinde kesin ifadeler görmek mümkün. Bilimsel tablo ise bundan daha karmaşık.
442 katılımcının incelendiği araştırmada bazı kulak hareketlerinde erkeklerin kadınlardan daha yüksek oranlara sahip olduğu ve özellikle iki kulağı aynı anda hareket ettirme konusunda erkeklerde anlamlı bir fark bulunduğu bildirildi. PubMed
Fakat bundan “erkeklerin kulağı oynatma yeteneği biyolojik olarak kesin şekilde daha iyidir” sonucu çıkarmak doğru olmaz.
Çünkü örneklem büyüklüğü sınırlı ve araştırmaların yöntemleri birbirinden farklı.
Üstelik aynı konuya ilişkin eski araştırmalar arasında ciddi oran farklılıkları bulunuyor. Bir derlemede daha önceki çalışmaların birinde erkeklerin %54'ünün, kadınların %22'sinin kulak hareket ettirebildiği; başka bir çalışmada ise oranların erkeklerde %19,9, kadınlarda %9,57 olduğu aktarılıyor. ScienceDirect
Bu kadar büyük farklılıklar bize aslında önemli bir şey söylüyor:
“Kulağını oynatabiliyor musun?” sorusunun ölçüm yöntemi sonucu ciddi biçimde değiştirebiliyor.
Ayrıca bireysel farklılıklar, cinsiyet kategorilerinin ortalamalarından çok daha önemli olabilir. Bir kadın kulağını son derece rahat hareket ettirebilirken bir erkek hiç hareket ettiremeyebilir. Dolayısıyla burada biyolojik ortalamaları bireylere uygulamak hatalı olur.
Erkekler ve Kadınlar Konuya Nasıl Farklı Bakabilir?
Bu konuyu biraz daha sosyal açıdan düşündüğümde ilginç bir tartışma çıkıyor.
Bazı erkekler böyle bir yeteneği daha çok “Bunu nasıl geliştirebilirim?”, “Ne kadar hareket ettirebilirim?”, “İki kulağı bağımsız hareket ettirebilir miyim?” gibi sonuç ve beceri odaklı bir mesele olarak ele alabilir.
Bazı kadınlar ise “Bunu çocukken kimler yapabiliyordu?”, “Ailemde yapan var mı?”, “Arkadaş grubunda bunu yapabilen kaç kişi var?” gibi sosyal ve deneyim paylaşımına dönük yaklaşabilir.
Ama bunları biyolojik kurallar gibi görmek kesinlikle doğru değil.
Bunlar ancak bireysel ve kültürel eğilimleri tartışmak için kullanılabilecek olası bakış açıları olabilir. Kadınların empatiye, erkeklerin stratejiye doğuştan sahip olduğu gibi basit bir sonuç çıkarmak bilimsel açıdan savunulabilir değil.
Hatta forum açısından bana daha ilginç gelen soru şu:
Siz kulağınızı oynatabiliyor musunuz ve bunu ilk ne zaman fark ettiniz?
Çünkü bu özelliğin fark edilme biçimi bile sosyal çevreden etkilenebilir.
Bu Özellik Evrimden Kalan Bir “Kalıntı” mı?
Burada iş biraz daha ilginçleşiyor.
Kedi, köpek, at veya tavşan gibi hayvanlara baktığımızda kulaklarını sesin geldiği yöne doğru çevirebildiklerini görüyoruz. Bu hareket onların çevreden gelen sesleri yönlendirmesinde ve tehditleri fark etmesinde işe yarayabiliyor.
İnsanların kulakları ise kafaya sabit durumda. Buna rağmen auriküler kaslarımız hâlâ mevcut.
Bilimsel literatürde bu kaslar sıklıkla vestigial, yani evrimsel geçmişten kalan ve günümüzde eski işlevini büyük ölçüde kaybetmiş yapılar olarak ele alınıyor. Bir derlemede insanlarda kulak hareketinin geçmişte ses kaynağını belirlemeye yardımcı olmuş olabileceği, fakat modern insanlarda işlevinin büyük ölçüde azaldığı tartışılıyor. ScienceDirect
Burada “atalarımız kesinlikle kulaklarını sürekli hareket ettiriyordu” demek ise fazla iddialı olur.
Çocukken bir arkadaşım kulağını oynattığında bunun inanılmaz bir yetenek olduğunu düşünürdüm. Hatta “Bunu herkes yapabiliyor da ben mi yapamıyorum?” diye kendi kulağımı dakikalarca oynatmaya çalıştığımı hatırlıyorum. İşin komik tarafı, kulağını oynatabilen birini gördüğümüzde hâlâ çoğumuzun tepkisi aşağı yukarı aynı: “Nasıl yapıyorsun bunu?”
Meğer bu küçük hareketin arkasında oldukça ilginç bir anatomi, evrim hikâyesi ve motor kontrol meselesi varmış.
İnternette “İnsanların yaklaşık yüzde 10'u kulağını oynatabilir” ya da “İnsanların yüzde 20'si bunu yapabilir” gibi birbirinden farklı rakamlar dolaşıyor. Peki hangisi doğru?
Buradaki en önemli nokta şu: Bilimsel çalışmalarda tek bir küresel oran bulunmuyor. Bunun nedeni, “kulağını oynatabilmek” ifadesinin farklı araştırmalarda farklı şekilde tanımlanması. Bir kulağı hafifçe hareket ettirmek başka, iki kulağı belirgin biçimde ve isteyerek hareket ettirmek başka.
Buna rağmen elimizdeki en dikkat çekici çalışmalardan biri, 442 kişi üzerinde yapılan araştırma. Bu çalışmada yaklaşık %22'sinin kulaklardan en az birini hareket ettirebildiği, yaklaşık %18'inin ise iki kulağını aynı anda hareket ettirebildiği bildirildi. PubMed
Dolayısıyla “Dünyanın yüzde kaçı?” sorusuna tek sayı vermek yerine, mevcut araştırmalara dayanarak kabaca her beş kişiden birinin belirli ölçüde kulak hareketi yapabildiğini söylemek daha dürüst olur. Fakat bu, dünya nüfusunun tam olarak %20'sinin bu yeteneğe sahip olduğu anlamına gelmez.
Kulağımızı Aslında Hangi Kaslar Hareket Ettiriyor?
Kulağı hareket ettiren kaslar, kulak kepçesinin çevresindeki auriküler kaslar. Bunlar temel olarak anterior, superior ve posterior auriküler kaslar şeklinde inceleniyor.
İnsanlarda bu kasların işlevi diğer bazı memelilere kıyasla oldukça sınırlı. Bir elektromyografi çalışmasında üç kasın kulak hareketi sırasında birlikte çalıştığı ve hareketin çoğunlukla yukarı ve geriye doğru gerçekleştiği gösterilmiş. İlginç biçimde bu kaslarda gülümseme ve esneme sırasında da elektriksel aktivite tespit edilmiş. PubMed
Burada bence konunun en güzel tarafı ortaya çıkıyor.
Kulağımızı oynatmak aslında “özel bir süper güç” değil. Kasların kendisi çoğumuzda mevcut. Asıl mesele, beynimizin bu kaslar üzerinde ince ve istemli bir kontrol kurup kuramadığı.
Yani kulağını oynatamayan bir insanın kulağında mutlaka “eksik kas” olduğunu düşünmek doğru değil.
Bu, piyano tuşlarına basmak için elimizdeki parmakları kullanmaya benziyor. Kas mevcut olabilir ama beynin o kasa ulaşan motor komutu yeterince hassas olmayabilir.
Peki Neden Bazı İnsanlar Kulağını Oynatabiliyor?
Burada genetik, anatomi, sinir sistemi ve öğrenme kapasitesinin birlikte rol oynadığını düşünmek daha mantıklı.
Kulak yapısının kendisinin genetik bileşeni olduğu konusunda güçlü kanıtlar var. Büyük genom çalışmalarında kulak kepçesinin farklı özellikleriyle ilişkili çok sayıda genetik bölge tespit edildi. 5.000'e yakın Latin Amerikalıyı içeren bir çalışmada kulak çıkıntısı gibi bazı özelliklerin kalıtsallığının %61'e kadar çıkabildiği bildirildi. PubMed Central (PMC)
Daha sonraki ve çok daha geniş araştırmalar da kulak morfolojisinin tek bir gen tarafından belirlenmediğini, çok sayıda genetik faktörün birlikte rol oynadığını gösterdi. Yaklaşık 14.900 kişinin verilerini inceleyen bir GWAS çalışmasında 136 farklı kulak özelliği değerlendirilmiş ve kulak anatomisiyle ilişkili 16 genetik bölge belirlenmiş. PubMed Central (PMC)
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Kulak şeklinin genetik olması, kulağı oynatabilme yeteneğinin de tek bir “kulak oynatma geni” tarafından belirlendiği anlamına gelmiyor.
Bence internetteki en büyük yanlış anlaşılmalardan biri tam olarak bu.
Bir kişinin kulak kaslarının anatomik yapısı, sinir bağlantıları, yüz kaslarıyla koordinasyonu ve motor öğrenme kapasitesi birlikte etkili olabilir.
Kadınlar mı Erkekler mi Daha Çok Kulağını Oynatıyor?
Bu konuda da internette “erkekler daha iyi yapıyor” şeklinde kesin ifadeler görmek mümkün. Bilimsel tablo ise bundan daha karmaşık.
442 katılımcının incelendiği araştırmada bazı kulak hareketlerinde erkeklerin kadınlardan daha yüksek oranlara sahip olduğu ve özellikle iki kulağı aynı anda hareket ettirme konusunda erkeklerde anlamlı bir fark bulunduğu bildirildi. PubMed
Fakat bundan “erkeklerin kulağı oynatma yeteneği biyolojik olarak kesin şekilde daha iyidir” sonucu çıkarmak doğru olmaz.
Çünkü örneklem büyüklüğü sınırlı ve araştırmaların yöntemleri birbirinden farklı.
Üstelik aynı konuya ilişkin eski araştırmalar arasında ciddi oran farklılıkları bulunuyor. Bir derlemede daha önceki çalışmaların birinde erkeklerin %54'ünün, kadınların %22'sinin kulak hareket ettirebildiği; başka bir çalışmada ise oranların erkeklerde %19,9, kadınlarda %9,57 olduğu aktarılıyor. ScienceDirect
Bu kadar büyük farklılıklar bize aslında önemli bir şey söylüyor:
“Kulağını oynatabiliyor musun?” sorusunun ölçüm yöntemi sonucu ciddi biçimde değiştirebiliyor.
Ayrıca bireysel farklılıklar, cinsiyet kategorilerinin ortalamalarından çok daha önemli olabilir. Bir kadın kulağını son derece rahat hareket ettirebilirken bir erkek hiç hareket ettiremeyebilir. Dolayısıyla burada biyolojik ortalamaları bireylere uygulamak hatalı olur.
Erkekler ve Kadınlar Konuya Nasıl Farklı Bakabilir?
Bu konuyu biraz daha sosyal açıdan düşündüğümde ilginç bir tartışma çıkıyor.
Bazı erkekler böyle bir yeteneği daha çok “Bunu nasıl geliştirebilirim?”, “Ne kadar hareket ettirebilirim?”, “İki kulağı bağımsız hareket ettirebilir miyim?” gibi sonuç ve beceri odaklı bir mesele olarak ele alabilir.
Bazı kadınlar ise “Bunu çocukken kimler yapabiliyordu?”, “Ailemde yapan var mı?”, “Arkadaş grubunda bunu yapabilen kaç kişi var?” gibi sosyal ve deneyim paylaşımına dönük yaklaşabilir.
Ama bunları biyolojik kurallar gibi görmek kesinlikle doğru değil.
Bunlar ancak bireysel ve kültürel eğilimleri tartışmak için kullanılabilecek olası bakış açıları olabilir. Kadınların empatiye, erkeklerin stratejiye doğuştan sahip olduğu gibi basit bir sonuç çıkarmak bilimsel açıdan savunulabilir değil.
Hatta forum açısından bana daha ilginç gelen soru şu:
Siz kulağınızı oynatabiliyor musunuz ve bunu ilk ne zaman fark ettiniz?
Çünkü bu özelliğin fark edilme biçimi bile sosyal çevreden etkilenebilir.
Bu Özellik Evrimden Kalan Bir “Kalıntı” mı?
Burada iş biraz daha ilginçleşiyor.
Kedi, köpek, at veya tavşan gibi hayvanlara baktığımızda kulaklarını sesin geldiği yöne doğru çevirebildiklerini görüyoruz. Bu hareket onların çevreden gelen sesleri yönlendirmesinde ve tehditleri fark etmesinde işe yarayabiliyor.
İnsanların kulakları ise kafaya sabit durumda. Buna rağmen auriküler kaslarımız hâlâ mevcut.
Bilimsel literatürde bu kaslar sıklıkla vestigial, yani evrimsel geçmişten kalan ve günümüzde eski işlevini büyük ölçüde kaybetmiş yapılar olarak ele alınıyor. Bir derlemede insanlarda kulak hareketinin geçmişte ses kaynağını belirlemeye yardımcı olmuş olabileceği, fakat modern insanlarda işlevinin büyük ölçüde azaldığı tartışılıyor. ScienceDirect
Burada “atalarımız kesinlikle kulaklarını sürekli hareket ettiriyordu” demek ise fazla iddialı olur.