Etkili soru sorma teknikleri nelerdir ?

Delal

Global Mod
Mod
Etkili Soru Sorma Teknikleri: Doğru Sorunun Gücü, Tarihi ve Geleceği

Bir forumda bazen tek bir soru, onlarca cevaptan daha değerli olabiliyor. Bunu özellikle bir konu hakkında gerçekten merak ettiğimde fark ediyorum. “Bu nasıl yapılır?” diye sorduğumda birkaç kısa cevap geliyor; ama “Bunu yaparken en çok hangi hataya dikkat etmek gerekir?” diye sorduğumda insanların kendi deneyimlerini anlatmaya başladığını görüyorum. İşte bana göre etkili soru sormanın asıl sırrı burada: Soru yalnızca bilgi istememeli, karşı tarafın düşünmesini de sağlamalı.

Aslında iyi soru sorma, günlük konuşmalardan iş hayatına, bilimsel araştırmadan eğitime, hatta aile ilişkilerine kadar hayatın hemen her alanında kullanılan bir beceri. Üstelik bu beceri doğuştan gelen sabit bir özellik değil. Araştırmalar, soru üretme davranışının öğretilebildiğini ve doğru yöntemlerle merakın desteklenebildiğini gösteriyor. Örneğin 3.173 lise öğrencisiyle yürütülen bir çalışmada, sistematik soru üretme eğitiminin öğrencilerin merak düzeylerinde olumlu değişimlerle ilişkili olduğu bulundu. ScienceDirect

Peki gerçekten etkili soru nasıl sorulur?

Soru Sormanın Tarihsel Kökeni: Sadece Bilgi İstemek Değil, Düşünceyi Sınamak

Etkili soru sorma denildiğinde akla gelen en eski ve güçlü örneklerden biri Sokrates’tir. MÖ 469-399 yılları arasında yaşamış olan Sokrates'in yazılı eser bırakmadığı, düşüncelerinin büyük ölçüde öğrencileri ve sonraki kaynaklar üzerinden bilindiği özellikle vurgulanıyor. Stanford Felsefe Ansiklopedisi

Sokrates’in yönteminde soru, karşıdakini köşeye sıkıştırmak için kullanılan basit bir araç değildi. “Cesaret nedir?”, “Adalet nedir?”, “Bilgi nedir?” gibi sorularla insanların aslında doğru olduğunu düşündükleri kavramları yeniden incelemelerini sağlıyordu. Bu yöntem literatürde “elenchus” olarak anılıyor ve temelinde karşıdaki kişinin kendi düşüncelerini sorgulamasını sağlayan bir çapraz sorgulama biçimi bulunuyor. Stanford Felsefe Ansiklopedisi+1

Buradan günümüz için çıkarabileceğimiz önemli ders şu: İyi soru, cevabı hemen almak yerine düşüncenin sınırlarını görünür hale getirir.

Örneğin:

“Bu proje neden başarısız oldu?”

sorusunun ardından konuşma kolayca tek bir nedene indirgenebilir.

Buna karşılık:

“Projenin başarısız olduğunu düşünmemize neden olan göstergeler hangileri ve farklı bir açıklama mümkün mü?”

sorusu tartışmanın kalitesini değiştirir.

Bence modern soru sorma tekniklerinin önemli bir kısmı, aslında Sokrates’in yüzyıllar önce yaptığı bu zihinsel hareketin daha sistematik hale getirilmiş biçimlerinden oluşuyor.

1. Açık Uçlu Sorular: Konuşmanın Kapısını Açmak

Etkili soru sormanın en bilinen tekniklerinden biri açık uçlu sorulardır.

“Toplantı iyi geçti mi?” kapalı bir sorudur.

“Toplantıda sence en önemli gelişme neydi?” ise açık uçlu bir sorudur.

İkinci sorunun avantajı, karşıdaki kişiye yalnızca “evet” veya “hayır” deme zorunluluğu getirmemesidir. Psikolojik görüşmeler ve nitel araştırmalarda da açık uçlu soruların kişinin kendi düşüncelerini daha ayrıntılı biçimde ifade etmesine yardımcı olduğu belirtiliyor. Amerikan Psikologlar Derneği

Ancak burada küçük bir ayrıntı var: Her soruyu açık uçlu yapmak da doğru değil.

Örneğin doktorun “Ağrınız ne zamandır var?” diye belirli bir bilgi istemesi son derece işlevseldir. Buna karşılık “Bu ağrıyı nasıl tarif edersiniz?” sorusu deneyimin niteliğini anlamaya yardımcı olur.

Yani mesele açık uçlu soruyu sürekli kullanmak değil, hangi aşamada hangi soru tipinin gerekli olduğunu bilmektir.

2. “Neden?” Sorusu Yerine Bazen “Nasıl?” ve “Ne?” Sorularını Kullanmak

“Neden?” güçlü bir kelime ama bazen savunma mekanizmasını tetikleyebilir.

“Bunu neden yaptın?”

sorusunu duyan kişi kendisini sorgulanıyor veya suçlanıyor gibi hissedebilir.

Bunun yerine:

“Bu karara nasıl vardın?”

veya

“Bu kararda hangi faktörler etkili oldu?”

denildiğinde aynı bilgiye daha yumuşak bir yoldan ulaşmak mümkün olabilir.

Burada benim özellikle faydalı bulduğum yöntem, “neden” sorusunu tamamen bırakmak değil, önce bağlamı anlamak, sonra neden-sonuç ilişkisini araştırmak.

Örneğin iş yerinde bir çalışan hedefi tutturamadıysa:

“Niye yetiştiremedin?”

yerine,

“İşin hangi aşamasında planın dışına çıkıldı?”

demek çok daha fazla bilgi sağlayabilir.

İlk soru kişiyi savunmaya itebilir; ikinci soru ise süreci analiz etmeye yöneltir.

3. Takip Soruları: Asıl Değer Çoğu Zaman İkinci Soruda Ortaya Çıkar

Bence soru sorma konusunda en fazla gözden kaçan tekniklerden biri takip sorularıdır.

Bir kişi:

“Bu projede en zorlandığım şey iletişimdi.”

dediğinde konuşmayı hemen başka yere taşımak yerine:

“İletişimin hangi kısmı zordu?”

diye sormak gerekir.

Ardından:

“Bunu daha önce de yaşamış mıydın?”

ve:

“Bugün aynı durumda olsan neyi farklı yapardın?”

gibi sorular gelebilir.

Böylece tek bir cevap, deneyim → neden → geçmiş örnek → gelecek çözüm şeklinde genişler.

Bilimsel araştırmalarda soru sorma davranışının kişisel özellikler ve sosyal faktörlerle karmaşık biçimde ilişkili olduğu uzun süredir tartışılıyor. ScienceDirect Bu nedenle etkili soru sormayı yalnızca “doğru cümleyi kurma” meselesi olarak görmemek gerekiyor.

Dinlemek ve alınan cevaba göre yeni soru üretebilmek, soru sormanın en az ilk soruyu kurmak kadar önemli bir parçası.

4. Varsayımı Sorunun İçine Gizlememek

Kötü soruların önemli bir bölümü aslında soru kılığına girmiş varsayımlardır.

“Bu yöntemin neden başarısız olduğunu düşünüyorsun?”

Burada yöntemin başarısız olduğu baştan kabul ediliyor.

Daha tarafsız biçimi:

“Bu yöntemin sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsun?”

olabilir.

Daha da araştırmacı bir yaklaşım:

“Bu yöntemin hangi koşullarda başarılı veya başarısız olabileceğini düşünüyorsun?”

şeklindedir.

Bu ayrım özellikle gazetecilikte, bilimsel araştırmada, hukukta ve iş dünyasında çok önemlidir. Çünkü soru soran kişi, farkında olmadan karşıdaki kişiye hangi cevabı vermesi gerektiğini ima edebilir.

İyi soru yalnızca bilgi istemez; cevabın yönünü gereksiz biçimde dikte etmez.

5. Stratejik ve Empatik Soru Sorma Arasındaki Denge

Burada cinsiyet perspektifine de değinmek gerekiyor fakat bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde katı kalıplara dönüştürmek doğru olmaz.

Bazı araştırmalar, ortalama düzeyde erkeklerin daha “agency” yani hedef, bağımsızlık ve eylem odaklı özelliklerde; kadınların ise “communion” yani ilişki, işbirliği ve topluluk odaklı özelliklerde daha yüksek ortalamalar gösterebildiğini bildiriyor. Büyük örneklemleri kapsayan bir meta-analiz de bu yönde ortalama farklılıklar buldu. Ancak bu sonuçlar bireyleri kategorilere ayırmak için kullanılamaz; grupların içinde ciddi çeşitlilik bulunuyor. Illinois Experts

Ben bunu soru sorma açısından şöyle yorumluyorum:

Sonuç odaklı yaklaşım daha çok:

“Bu sorunu çözmek için hangi seçeneklerimiz var?”

“İlk olarak ne yapmalıyız?”

“Başarıyı nasıl ölçeceğiz?”

gibi sorular üretebilir.

İlişki ve empati odaklı yaklaşım ise:

“Bu durum insanları nasıl etkiliyor?”

“Karşı taraf bunu nasıl deneyimliyor?”

“Bu çözümden kimler olumsuz etkilenebilir?”

gibi soruların öne çıkmasına neden olabilir.

Fakat bunları kadınların ve erkeklerin değişmez özellikleri olarak görmek hatalı olur. Aynı insan hem stratejik hem empatik olabilir. Hatta iyi yöneticilik, iyi ebeveynlik veya iyi ekip çalışması açısından bu iki yaklaşımın birlikte kullanılması çoğu zaman daha anlamlıdır.

Empati üzerine araştırmalar da cinsiyet, kültür, sosyalizasyon ve biyolojik faktörlerin birbirleriyle etkileşebildiğini gösteriyor. Özellikle kültürün sonuçları etkileyebildiğine dair meta-analitik bulgular mevcut. PubMed+1

Dolayısıyla soru sorarken “erkeklerin soracağı soru” veya “kadınların soracağı soru” yerine sonuç odaklı ve ilişki odaklı soru biçimlerini birlikte kullanmak daha üretken olabilir.

6. “Bana Ne Söyleyebilirsin?”den “Bunu Nasıl Test Edebiliriz?”e

Bilimsel düşüncenin en önemli özelliklerinden biri soru sormaktır.

Bir hipotez ortaya atıldığında asıl mesele “Buna inanıyor musun?” değildir.

Daha güçlü soru:

“Bu iddiayı nasıl test edebiliriz?”

Burada soru, kanaatten kanıta geçiş aracına dönüşür.
 
Üst